26 Kasım 2010 Cuma

Boş Sene

30 yaşındaydım... At yarışına 1 sene ara verdim, neler oldu? İyi niyetli bir kaç arkadaşım buna Gap year dediler... O ne demek? Normalde öğrencilerle ilgili bir tanımı var. Ama bu sene benim için ÖYLE bir sene oldu ki, bir tanıma yapışmak işime geldi, kendime uyarladım, dinleyin:

Hatırlayabildiklerim (ki hafızam zayıftır):

GAP YEAR ne demek???

Pazar günlerinden nefret etmemek

Cuma günlerinin de bir özelliğinin olmaması

Hayatında ilk defa olarak, ayda bir gelen (ki bana peer'larıma göre az geliyor) alışveriş manyaklığı moduna ara vermek

En sevdiğin programların prime time +8 -8 saatlere denk gelebilmesi

Çeşit çeşit yemek tarifleri deneyebilmek

Hatta yemek kitabı yazabilecek kadar kendi “özel” tariflerini yaratabilmek (hepsinin ismi bile var)

Gündüz salaş kıyafetler giyip arkadaşlarını işyerlerinde çat kapı ziyaret ederek onları sinir edebilmek (“burdan çıkınca n‘apçan” gibi sorulara yaratıcı cevaplar verebilmek bu etkiyi x4 yapar)

7-24 facebook takibi sonucunda henüz açıklanmamış ilişkileri resimler, ayrılık arifelerini de status update’ler sayesinde en az 2 hafta öncesinden öngörebilmek

Aile/memleket ziyaretleri için zaman kısıtlaması olmadığından bayram seyran trafiğinden ve bilet soygunundan kaçabilmek

İş görüşmelerine giderken dilediğince şık giyinebilmek (iş yerindekilerin meraklı gözlerine ve imalı sorularına maruz kalmadan)

Kızlarla pijama partisine giderken ertesi günkü iş kıyafetini de yanına almak zorunda kalmamak (hatta eşofman kılıklı bir pijamaysa aynı kıyafetle eve bile dönebiliyorsun)

Evden çıktığında saat 15:00 ise “anaaaa demek saat 15:00’de dışarısı bööle gözüküyomuş” gibisinden şaşırmamak

Yine saat 15:00’de normalde ancak bir yere toplantıya giderken görebileceğin sahilde boş boş yürüyen ya da kafelerde takılan insan grubuna “yaa bunlar niye çalışmıyor ki şu anda, nasıl oluyor da… Allah allaaaah…!” gibisinden de şaşırmamak

Sabah kalkıp dışarıda kar/yağmur görüp acayip mutlu olup popoyu diğer tarafa devirerek bilinmeyen bir zaman diliminde tekrar uyanmak üzere yorgana taciz derecesinde sarılmak

Yolda yaklaşan bir anketörün sorularına yanıt verirken “ne iş yapıyorsunuz” sorusuna sevgilinin senden önce atlayıp “ev hanımı kendisi” diyerek kıs kıs gülmesi

Her balkona çıktığında “yeni doğan çocuğundan ötürü - 0-3 yaş - ev hanımı” modundaki komşularla göz göze gelmek; moduna göre bazen -ha haaytt- hava atmak, bazen suçlu hissedip –la noliy la- içeri kaçmak

Telefon numarası, adres, yiyecek içecek tarifi, iksir (o ne ya) vs. gibi notlar alman gerektiğinde inci gibi yazmak (3 gündür başka neyi not etmişsin ki)

Sevgiliyi işe Türk filmi modunda romantik gönderebilmek (en iyi özelliklerimden ehhe öhem: güzel uyanırım, - makyajlı gibi- kıskanmayalım lütfen!)

Bilgisayar/grafik/program manyağı olmadan da birkaç "free lance" işte takılabileceğini görmek

Sevgilinin, eve geldiğinde seni evi temizlemiş, iç çamaşırına kadar ütülemiş, yemeği hazırlamış, giyinip süslenmiş ve kikirder halde bulması

Tüm bunları yapamadığında, birinden birine “niye” diye sorarsa “bad day at work” diyememek:(
Maaş için ayın başını ortasını sonunu beklemek zorunda kalmamak

Ortada bir “maaş” kavramı olmadığı için de çeşitli komik durumlara düşmek (şu an burada yazamıycam, “vaktim” yok, ayrı bir blog konusu olur)

Bu süre içerisinde sevgiliden aileden eşten dosttan belirli kişileri daha iyi tanımak ve kıymetini anlamak

Genel olarak kontör olmadığı için özel günlerde ya da herhangi bir zamanda insanları aramaktan muaf olmak

İş görüşmelerinde “Eski işinizden niye ayrıldınız” sorusuna ilk 30 görüşmede yanlış ifadeler kullanıp, karşıdakinin surat ifadesine dayanarak deneyim kazandıktan sonra olayı çözüp, son 50 görüşmede de en ufak soru işareti bırakmayacak kadar doğru ifadeler kullanmak (zaten bu soruyu doğru dürüst cevaplayanın alnını karışlarım + işallah google’dan beni aratınca bu blog çıkmıyordur - en son çıkmıyordu)

Satış – Pazarlama vb. alandaki tüm tanıdıklara işleri/ürünleri ile ilgili çıkan reklamları saniyesinde haber verebilmek

Yaş olarak küçük olsa da kafa olarak büyük "minik"lerle konuşup onların 5 yıllık hayat/kariyer planlarına hayran olmak (özellikle hayatında 5 günlük plan bile yapmadıysan temelli hayran olmak ve sadece ona bari yararlı olabilmek için "gap year" denileni durmadan sonlandırmaya çalışmak)

Kutu manyaklığı başlaması! Evdeki her şeyi kutu kutu penselemek. Daha fazla kutu olmasın diye de İkea’dan var gücünle kaçmaya çalışmak

Uykusuz dergisini çıktığı günde ilk alan olmak (orda üj bej kişinin hastasıyız)

“Ne zaman evleniyorsun” sorularını “ya iyi de şimdi dur bi önce iş güç borç harç” şeklinde savuşturabilmek :)

Alice, harikalar diyarında mı yoksam nerede onu düşünecek, anlayacak zamana sahip olmak
“Gap year” diye nitelendirilen, Türkçe’de karşılığını bulamadığın o senedeki yaşına, anne-babanın aslında o yaşta neler yapıyor olduğunu düşünerek şaşırmak

Eşin dostun neler yapıyor olduğuna bakıp az önceki şaşkınlığın üstüne ayrıca şaşırmak

Tüm bu yapılanların çok da gerekli olup olmadığına karar verememek

Bir sene içerisinde 5 arkadaşının vefat ettiğini facebook yoluyla öğrenmek; FÖ (facebook’dan önce) bu kadar haberini alamıyorduk

Tüm bu yapılanların çok da gerekli olmadığına karar vermek

Yani bu yaştan sonra düzen karşıtına ve anarşiste bağlamak

Memlekete gittiğinde doğduğun/büyüdüğün/ilk gençliğinin geçtiği evi ziyaret edip resmini bilem çekecebileceğin vaktinin olması

Sonra da günlük/anlık sıkıntılarda ya da bulunduğun şehir sana kim olduğunu unutturduğunda o resme bakıp neye ihtiyacın varsa onu hatırlamak

Memleketten dönerken nasıl olsa ertesi gün bile geri gidebileceğini düşünerek sıla depresyonuna girmemek

Yine memleketten dönerken, (dönüş otübizle ise genel olarak saat 03:00’de Susurluk’ta) bagaja tıktığın zeytinlerden canın çok çekse de “yaa yiyip bitirsem de en kötü haftaya döner bi daha alırım” şeklinde rahat takılıp muavini kasmamak

Ana-baba evinde (onca sene sonra sigara içtiğini itiraf ederekten) bira-çerez-sigara şeklinde daha önce hiç olmadığı gibi günlerce rahat takılabilmek

Arkadaşın acilen (gönül meselesi-sağlık) çağırınca ilk giden ol-ABİL-mek

Akşamdan kalma değilsen, sabahları iskeletorla akraba birilerinin eşliğinde pilates yapmak (illa ki bir kanalda çıkıyor)

Sabah erken kalkma zorunluluğu olmadığı için akşam millet yatınca balkonda/pencere önünde takılırsan gerektiğinden fazla ufo görmek

Kış günü gereksiz yere balkon yıkamak

Sonbaharın mistik sabah 5 sisini, yazın öğleden sonraki bayık sıcağını, kışın gece 3-5 nöbeti soğuğunu birebir yaşamak

Mahalledeki kanadı kırık kuşu, yeni doğan kediyi, karnı içine kaçmış aç köpeği, kırk yılda bir gelen baykuşu ilk gören olmak

"Gap year"ın sonunda, 5 yaşından beri hayatında ilk defa önüne gelen onca zamanı iyi değerlendiremediğin için saçını başını yolmak

demek...

Planlayanlara/hazırlıksız yakalananlara/kendini birden içinde bulanlara duyurulur.

1 yorum:

  1. I love you...
    afferim sana, yaz hep, süper zamanlar bunlar.
    Bol bol kutula.
    beni de bi kutuya koyup unutma ama.
    tatlım, Zeynom! mucik

    Ozra

    YanıtlaSil